3 Aralık 2010 Cuma
Bebek sahibi olmak umudu suya düşmesin:Fertilite ve omega 3
İnfertilite (dölleme veya döllenme gücünün olmaması) çok çeşitli nedenlere bağlı olabilir: fizyolojik, biyolojik ya da psikolojik etmenler rol oynuyor olabilir.
Tüplerin veya sperm kanallarının tıkalı olması gibi fiziksel nedenler üzerine omega 3lerin etkisi yoktur.
Ancak omega 3 hücrenin fonksiyonlarını yerine getirmesinde önemli bir yapı taşı olduğundan doğal ovülasyon, sperm kalitesi gibi bakımlardan destekleyicidir. Ayrıca kadınların gebe kalma ihtimalinin en yüksek olduğu dönemi uzattığı da düşünülmektedir.
Kanın akışkanlığını olumlu yönde etkiliyor olması da önemli bir yarardır: bebek doğana kadar yatağı olan rahime yeterli kan akışı sağlanır.
Gebe kaldıktan sonra düşüğü ve bazı doğum anomalilerini önlemek hususunda etkileri üzerine de yayınlar vardır.
Anne karnındaki gelişim sürecinde göz ve sinir sistemi gelişimine yüksek etkileri bilinmekte olup gebeliğin 3. trimesterinde vücut, alınan DHA'nın çoğunu bebeğin beyin gelişimi için transfer eder.
Burada en önemli husus kullanılacak omega 3 preparatında balığın karaciğerinin kullanılmamış olması, preparata 'antioksidan' olarak A ve E vitaminlerinin eklenmemiş olmasına dikkat etmektir.
5 Kasım 2010 Cuma
Diş eti iltihaplarında (Periodontit) omega 3
Periodontit, diş etinin dişten ayrılmasına, bakteri kümelenmesine dolayısıyla kemik ve diş kaybına yol açan iltihabi bir hastalıktır.
Yapılan bu çalışmada DHA ve EPA’nın periodontit görülme oranını düşürdüğü belirtilmektedir: araştırmaya katılanlarda periodontit prevalansı %8.2 olup, yüksek miktarda DHA alanlarda periodontit prevalansı %20 azalırken, EPA’da bu oran biraz daha düşük olmuş, LNA’nın ise belirgin bir etkisi olmamıştır.
NUTRITION HORIZON
n-3 Fatty Acids and Periodontitis in US Adults
18 Ağustos 2010 Çarşamba
Omega 3’ün işlevleri cinsiyete bağlı olabilir mi?
Çok yeni bir çalışmanın sonuçları, platelet agregasyonu (trombositlerin birbirine yapışıp kümeleşmesi)üzerine omega 3 yağ asitleri EPA ve DHA’nın, kadın ve erkeklerde cinsiyete spesifik bir etkiye sahip olabileceklerini ileri sürmektedir.
Avustralya, Newcastle Üniversitesinde yapılan bu çalışmaya göre, cinsiyet hormonlarının etkisi dolayısıyla, platelet agregasyonunun önlenmesinde erkekler EPA’dan, kadınlarsa DHA’dan daha fazla yararlanıyor olabilir.
İlaç olmamakla beraber, anti-platelet etkileri dolayısıyla omega 3’lerin destek olarak kullanımları giderek artmaktadır.
Nutrition, Metabolism and Cardiovascular Diseases
12 Ağustos 2010 Perşembe
Omega 3 yaşa bağlı işitme kaybını önleyebilir mi?
Mayıs 2010’da yayına kabul edilen bu klinik araştırmanın sonucuna göre, omega 3 alımı azaldığında işitme kaybının daha yüksek olduğu yönünde bir bağlantı görülmüştür.
Bu noktadan hareket eden araştırmacılar, omega 3 alımının, diğer olumlu etkilerinin yanısıra, yaşa bağlı işitme kaybını da engelleyebileceği, en azından erteleyeceği sonucuna varmışlardır.
Am J Clin Nutr (June 9, 2010)
26 Nisan 2010 Pazartesi
Omega 3 kolon kanseri riskini azaltabilir
Beyaz deneklerde omega 3 kullanımının en yüksek olduğu çeyrekte yer alanların kolon kanseri riski, kullanımın en düşük olduğu çeyrekte yer alanların yarısı kadar bulundu.
Ayrıca, her ne kadar tek başına riski etkilemiyorsa da, omega 3’e kıyasla daha fazla omega 6 tüketenlerin kolon kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğu görüldü.
REUTERS
(Kaynak: American Journal of Epidemiology, online April 14, 2010.)
19 Nisan 2010 Pazartesi
Omega 3 yağ asitleri klopidogrel direncini düşürür mü?
Omega 3'ün antiplatelet ve antitrombotik etkileri iyi bilinmektedir; güvenirlikleri de yüksek olduğundan iki antiplatelet etkiyi birlikte değerlendirerek sonuçların araştırılması fikri doğmuştur.
Medscape (re:HeartWire) 'de yayınlanan bu çalışmanın sonuçları, omega 3'ün klopidogrel ile alınacak sonuçları iyileştireceği beklentisini desteklediğinden, araştırmacı Dr. Grzegorz Gajos ve arkadaşları: "şimdi omega 3'ün klopidogrel direncini ortadan kaldırıp, klinik sonuçları iyileştirdiğine dair uzun dönemli çalışmalara ihtiyaç vardır" demişlerdir.
15 Nisan 2010 Perşembe
Perinatal depresyonda omega 3
PHARMACOTHERAPY adlı dergide yayınlanan bir yazıda annelerin, yan etki veya bebek üzerine olumsuz etkisi olabileceğinden ilaç tedavisi alamayabildiklerinden bahsedilerek, ilaç yerine omega 3 desteği kullanılarak yapılmış çalışmaların sonuçları ele alınıyor.
Dördü randomize ve plasebo kontrollü, üçü de "açık" olarak tanımlanan yedi çalışmanın ortak sonucu, gerek güvenirlik gerekse etkinlik itibarıyla omega 3'ün perinatal depresyon semptomlarının giderilmesinde yararı olduğu şeklindedir.
10 Şubat 2010 Çarşamba
Psikoz riski yüksek olanlarda omega 3
Yapılan bu çalışmada omega 3'ün, eşik altı psikozu olan 13-25 yaş arası olgularda ilk psikotik epizod gelişme oranını düşürüp düşürmeyeceğine bakılmış, ilaveten semptomatik ve fonksiyonel değişimler de değerlendirilmiş.
Sonuç olarak omega 3 kullanımının, eşik altı psikozu olan genç insanlarda psikotik epizod gelişme riskini azalttığı ve önlemek amacıyla kullanılabilecek etkin, güvenli bir çare olabileceği belirtilmekte.
Arch Gen Psychiatry
30 Ekim 2009 Cuma
Omega 3lerin emilimleri arasında ne fark vardır? Omega 3 miktarı yüksek olanlar daha mı çok emilir?
Fosfolipidler hücrelerin doğal yapısında mevcuttur. Triaçilgliserol (TAG) ise trigliserid demektir (gliserole bağlı biri doymuş, biri doymamış, üçüncüsü ise doymuş ya da doymamış olabilen üç yağ asidi bağlanan bir yapıdır). Aralarındaki en temel fark önce emilimlerinden, sonra da dokulara omega 3 taşıma kapasitelerinden gelir: en düşük omega 3 taşıma kapasitesi triaçilgliserol yapıda olan preparatlarda, en yüksek omega 3 taşıma kapasitesi de fosfolipid yapıdadır (Vectomega).Yukarıdaki şekille (büyütmek için üzerine tıklayınız) açıklarsak, standart ürünler daha bağırsaktan emilirken %90 kayba uğruyor, hücre içine de emilebilen 10 birimin ancak %8'i geçebiliyor.
Yani 1000 mg (1 gram) standart bir ürün içildiğinde, bunun hücre içine ulaşabilen miktarı 8 mg civarındadır.
Bu da göstermektedir ki, ürünün içerdiği miktardan önce, içerdiği omega 3'ün yapısı ve vücutta emilip dokulara yüksek miktarda ulaşması önemlidir.
Vectomega, standard balık yağı preparatlarından 50 kata varan daha yüksek emilime sahiptir.
15 Ekim 2009 Perşembe
Vectomega çevre kirliliğinin zararlı etkilerinden korunmak için kullanılır mı?
Partiküler maddelerin (PM; havada veya sularda asılı duran katı veya sıvı parçacıklar olup, tanımlamak için genellikle yanlarına çapları da yazılır: örneğin PM 2.5: çapı 2.5 mikrometre olan partikül demektir) tetiklediği sağlık sorunlarının başında enflamasyon (iltihap;yangı) ve oksidatif stresin (savunma sistemimizin, antioksidan etkiyle vücudumuzdaki zararlı oksijen radikallerini uzaklaştıramaması halinde ortaya çıkan durum) geldiğine inanılmaktadır.
Omega 3 alımının artırılmasının antienflamatuar etkileri bilindiğinden, PM’lere maruz kalmayla bağlantılı kardiyak değişimlere karşı koruyabileceği konusu araştırılmış.
Çıkan sonuçlar, çevre kirliliğinin tetiklediği oksidatif strese bağlı olumsuz etkilerin omega 3 desteği ile düzeltilebildiğini göstermiştir.
Environmental Health Perspectives, Sept. 2009
13 Ekim 2009 Salı
Hiç "mood"umda değilim...!
Bipolar bozuklukta omega 3 destek tedavisinin sonuçları Stoll ve ark. tarafından yayınlandıktan sonra, bu konuda birçok araştırma yapılmıştır.
Massachusetts Hastanesinden Dr.Marlene Freeman,bu alanda araştırmaların devam etmesinin gerektiğini ve incelediği iki meta-analizin, plasebo kontrollü çalışmalarda omega 3'ün istatistik olarak anlamlı bir etkinliği olduğunun gösterdiğini belirtmektedir.
Kadınlardaki, özellikle de gebelik öncesi ile süresince ve doğum sonrası dönemdekilerde duygudurum bozukluğu ile ilgilenmekte olan Dr.Marlene Freeman, klinik olarak kanıta dayalı bu gibi destek tedavilerin, anne ve bebeğin güvenliği açısından önemli olduğunun altını çiziyor.
PSYCHIATRY WEEKLY
25 Eylül 2009 Cuma
Omega 3 yaşa bağlı körlükten koruyor mu?
Retinopati, gözün ışığa duyarlı bölümü olup, göz sinirlerinin "görüntü"yü aldıkları bölümdür: prematüre retinopatisi (erken doğan bebeklerde ortaya çıkabilen ve körlüğe kadar gidebilen), diyabetik retinopati (şeker hastalığına bağlı olarak kan damarlarının şişmesi ve sıvı sızdırması ya da damarların retina yüzeyine doğru anormal büyümesi) ve yaşa bağlı görme noktasında bozulma (maküla dejenerasyonu) gibi üç tipinde omega 3'ün yararlı olabileceği görülmüştür.
Bugün yaşa bağlı maküla dejenerasyonu, Amerika'da ilerleyen yaşlardaki görme kayıplarının ana nedenidir.
Araştırmacılar "eğer insanlarda yapılacak klinik çalışmalar da bizim bulgularımızı desteklerse, milyonlarca insan bu maliyeti uygun yöntemden yararlanabilir" demekteler.
Omega 3 yağ asitleri, kan damarlarının aşırı şekilde büyümesini - ki bu retinopatilerin temel nedenidir - önleyen "biyolojik mediatör"ler (biyolojik cevapların ortaya çıkmasını sağlayan ve vücudun ürettiği kimyasal maddeler - Bkz. aşağıdaki linkler) içermektedir.
Tam tersine, omega 6'nın fazla olmasının retinada anormal damar büyümesini körüklediği ve diyette omega3'ü artırıp, 6'yı azaltmanın durumu düzelttiği görülmüştür.
Retina vücutta omega 3 konsantrasyonunun en yüksek olduğu dokulardan biridir ve bu çalışmada, alınan omega 3 miktarında %2lik bir artışın bile retinopatinin şiddetini %40 - 50 oranlarına kadar düşürebildiği gözlenmiştir.
Aşağıdaki linklerde çalışmayla ilgili detaylar İNGİLİZCE olarak yer almaktadır:
Yaşa bağlı körlükten korunmak
American Journal of PATHOLGY
Sağlığı korumak, kaybedip bulmaya çalışmaktan daha kolaydır.
Klasik "sigara içme - beslenmene dikkat et - düzenli bir hayat sür - stresten kaçın" öğütleri doğru ve haklı.....ancak çeşitli nedenlerle, bazen de zorunluluklar yüzünden bunlar yapılmıyor.
Günümüzde, yaşam tarzındaki değişiklikler, çevre kirliliği ve sağlıksız tarım-hayvancılık uygulamaları dolayısıyla ihtiyacımız olan besin maddelerini de yeterli şekilde alamıyoruz: doğadan soframıza taze gelebilenler azaldı.... doğadan soframıza gelebilenlerin kompozisyonu da eskisi gibi değil.
Buna en güzel örnek omega 3:
Vücudumuzda yapılamayan ve dışarıdan alınması gereken bu besin unsuru, organ ve dokuları oluşturan hücrelerin temel yapı taşlarından biridir: büyüme ve gelişme, kalb - damar sağlığı, romatizma gibi iltihabi hastalıklardan korunmak, beyin ve sinir sistemi sağlığı, hatta kanserden korunmak açısından önem taşımaktadır.
Somon balığı, uskumru gibi yağlı ve soğuk deniz balıkları omega 3 bakımından zengindir; ancak ağır metal barındırmıyor olduklarından emin olmak ve haftada 3-4 öğün, kızartma yapmamak koşuluyla tüketmek gerek.
Yumurta, bazı süt ürünleri, et ve bazı yeşil sebzelerde de bulunur, ancak hayvanların doğal olarak beslenmek yerine, yem ve tahılla besleniyor olması omega 3 - omega 6 dengesini sağlığımızı olumsuz etkileyecek şekilde bozmaktadır.
Günümüz koşullarında neredeyse herşeyden omega 6 (ki fazlası vücutta iltihabi reaksiyonları körüklemekte ve depresyon, osteoporoz, trombotik inme, aritmi gibi durumlarla ilişkilidir) almakta olduğumuzdan, bu dengeyi olması gereken düzeye getirebilmek amacıyla omega 3 desteğine ihtiyaç duyulmaktadır.
Vücudumuzun sağlık ve onarım sürecinde hücrelerimizin yenilenmesi sırasında, omega 3 eksikliği nedeniyle omega 6'nın yer almasını "evimizin yıkılan duvarını el bombasıyla onarmaya çalışmak" benzetmesi, omega 3'ün önemini açıkça anlatmaktadır.
22 Temmuz 2009 Çarşamba
Gebelikte omega 3 kullanmanın yararı nedir?
Omega 3 dengeli bir gebelik beslenme planında “olmazsa olmaz” unsurlardan biridir: bu bebeğin özellikle zihinsel ve fiziksel gelişimi için önemliyken, annenin preeklampsi ve doğum sonrası (postpartum) depresyon riskini azalttığı belirtilmektedir.
Bebeğin anne karnında gelişim sürecinde özellikle beyin, retina (gözün ağ tabakası) ve sinir sisteminin gelişiminde omega 3ün rolü büyüktür. Fetus bu ihtiyacını her durumda karşılamaya yöneleceğinden, eğer diyetle yeterli omega 3 alınmıyorsa, annenin vücudundan tüketmeye başlayacaktır. Araştırmacılar omega 3 depolarının ağırlıklı olarak beyinde olduğuna ve böyle bir durumda annenin beyin hücrelerinde %3’e varan bir kayıp olabileceğine inanıyorlar.
Hamile sağlığı açısından, omega 3
Ø Preeklampsi (proteinüri, ödemler ve hipertansiyon belirtileriyle karakterize gebelik toksemisi durumu ) oluşması riskini azaltır.
Ø Doğum sonrası (postpartum) depresyon riskini azaltır.
Ø Erken (preterm) doğum olasılığını minimize eder.
Vectomega fosfolipid yapısıyla ve üretim teknolojisi dolayısıyla saflığı, ayrıca A vitamini içermemesi gibi özellikleriyle, gebelik döneminde omega 3 gereksinimini karşılamaya çok uygun bir besin desteğidir.
J. of Perinatal Medicine
13 Temmuz 2009 Pazartesi
Vectomega'nın hafıza üzerine etkisi var mı?
Beynimizin ~%78'ini teşkil eden suyun ardından en önemli ikinci bileşeni ~%12 ile lipidler (fosfatidiletanolamin,fosfatidilserin,fosfatidilinositol,sfingomiyelin) oluşturmaktadır.
Sinir hücrelerinin (nöron) dışını kaplayan myelin kılıfın ise %70-80 kadarı lipid yapıdadır.
Omega 3 tüm hücrelerin temel yapı taşı olduğundan, fosfolipid yapıdaki TEK omega 3 preparatı olan Vectomega'nın sinir sistemi üzerindeki olumlu etkileri, bu yapı benzerliği dolayısıyla yüksek emilim ve yararlanımdan kaynaklanmaktadır.
Hafızayla ilgili olarak, Boston Tufts Üniversitesinde yapılan bir araştırma, kandaki Omega 3 (DHA komponenti) düzeyindeki artışların demans ve Alzheimer hastalığı riskini belirgin ölçüde düşürebileceğine dair giderek artan bulgulara bir yenisini ekledi.
'Archives of Neurology' adlı dergide yayınlanan bu çalışmanın hemen 1 ay öncesinde, Karolinska Üniversite Hastanesi-İsveç’ten bilim adamları aynı dergide omega 3’ün hafif Alzheimer olgularında zihinsel gerilemeyi yavaşlatabilir olmasına karşın, ilerlemiş durumlarda etkisinin görülmediğini belirtmişlerdir .
Bu sonuçlar,çalışmaya katılanların yaklaşık 9 yıl izlenmesi ve diğer risk faktörleri elimine edildikten sonraki bulgalara dayalıdır.
Omega 3 and Dementia prevention
Alzheimer üzerine omega 3'ün etkinliği konusunda farklı araştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmektedir ve bu alanda daha fazla araştırma yapılmasına ihtiyaç vardır.
Yine başka bir araştırmanın sonucuna göre, altı ay boyunca omega 3 desteği kullanılmasının insanlarda yaşa bağlı unutkanlık ve öğrenme yetisi kaybı üzerinde faydalı etkisi vardır: sağlıklı 485 kişi üzerinde, balık yağında bulunan DHA'nın etkisi incelenmiş, bellek ve genel beyin fonksiyonlarında önemli ölçüde artış bulunmuştur.
9 Temmuz 2009 Perşembe
Psikiyatrik rahatsızlıklarda omega 3'ün etkisi
İki ana omega 3 yağ asidi, EPA (eicosapentaenoic asit) ve DHA’nın (docosahexaenoic asit) merkezi sinir sisteminde önemli biyolojik fonksiyonları vardır.
DHA nöronal membranların önemli bir yapısal bileşenidir ve miktarındaki değişiklik, bu hücre ve reseptörlerde aktif işlevsel değişikliklere neden olur.
EPA’nın da nöron faaliyetleri etkileyen önemli fizyolojik fonksiyonları vardır.
Epidemiyolojik çalışmalar düşük omega 3 alımı ve depresyon arasında bir ilişki gösterirken, biyokimyasal çalışmalar hem depresyon hem de şizofreni hastalarının kırmızı kan hücre membranlarında omega 3 yağ asidi seviyelerinin düşük olduğunu göstermiştir.
Yapılan klinik çalışmalar, hem şizofreni hem de depresyon tedavisinde, birincil olarak kullanılmakta olan ilaç tedavisine omega 3 desteği eklenmesinin olumlu etkileri olduğunu göstermiştir.Bu hastalıklar koroner kalb hastalığı, şeker hastalığı (diabetes mellitus) riskinde artışla da ilintili olduğundan, omega 3 hastaların fiziksel durumu üzerine de olumlu etki yapacaktır.
19 Haziran 2009 Cuma
Hangi omega?
Sorulan bir diğer soru da omega3-omega6 arasındaki fark ve hangisinin alınması gerektiği yönünde...onu da burada yanıtlıyoruz:
Omega3 ve 6 vücudun üretemediği, dolayısıyla dışarıdan alınması gereken uzun zincirli,çoklu doymamış yağ asitleridir. Omega 9 ise vücutta doymamış yağ asitlerinden yapılabilir.
Evrim sürecinde insanın gelişimi dengeli (1'e yakın) omega6/omega3 oranı üzerine kurulmuştur. Ancak uzun yıllardır bu denge omega3 aleyhine değişmiş bulunmaktadır-omega6 birçok bitkisel - hayvansal kaynaktan alınırken, omega3 alınabilecek kaynaklar sınırlıdır ve bunların tüketimi de günümüz 'batı' tarzı beslenme alışkanlıklarında çok düşüktür.
Bu beslenme şekli sonucunda omega6 /omega3 oranı ortalamada 15/1 - 16.7/1 gibi olmuş, 30/1 gibi oranlara kadar çıktığı belirlenmiştir.
Bu oranlar ne anlama geliyor derseniz, kısaca HASTALIK demektir:omega6'nın vücudumuzda yapımında rol aldığı maddeler (prostaglandin), romatizma gibi iltihabi (enflamasyon) hastalıklarda da etkendir.
Omega3 ise biliyorsunuz hücre duvarının temel yapı taşı...hücrelerin ve dokuların onarımı, yenilenmesi ve sağlıklı fonksiyonu için elzem.
Meselâ, bu oranın yüksek olduğu hallere kıyasla 4/1 olması durumunda kalb-damar hastalıklarından ölüm oranları %70 düşmüş, kolorektal kanserli hastalarda oran 2.5/1 olduğunda rektal hücre gelişimi azalmış; 5/1 olduğunda astımı olan hastaların, oranın 10/1 olduğu durumdan daha iyi oldukları gözlemlenmiş.
Katıldığım bir toplantıda zayıflama konusunda uzman hekimler de, kendilerine başvuran kişilerde bu oran 4-5/1 civarına gelmeden istenen başarıya ulaşma ve ulaşılan kiloyu korumanın zorluğundan bahsetmişlerdi.
Yani, omega6/omega3 oranı ne kadar düşürülürse, kalb-damar hastalıkları, romatizma gibi birçok kronik hastalığa yakalanma riski de o ölçüde azaltılabilmektedir. Bunun yolu da omega3 takviyesinden geçmektedir.
18 Haziran 2009 Perşembe
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda Vectomega
Fransa ve Almanya'da hiperaktif çocuklarda Vectomega'nın etkisi üzerine çok merkezli bir çalışma başlatılması için hazırlıklar yapılmakta.
Bio-Medicine
10 Haziran 2009 Çarşamba
Sık sorulan bir konu :Fosfolipidler ve Vectomega
Fosfolipidler tüm biyolojik zarların (membran) yapısında önemli yer tutan bir lipid grubudur (Dört bileşenden oluşurlar; bir veya iki yağ asit grubu, negatif yüklü bir fosfat grubu, bir alkol grubu ve de bunları birbirine baglayan bir omurga. Gliserol omurgalı fosfolipitlere gliserofosfolipit veya fosfogliserit denir. Sfingozin omurgalı tek bir fosfolipit vardır: sfingomiyelin. Hücre zarlarının ana bileşenleri fosfolipitler, kolesterol ve glikolipitlerdir). Hücre zarının seçici geçirgen olmasının sebebidir.Beyin ve sinir hücrelerinde de hayati rol oynarlar.
Günlük metabolizmamız çerçevesinde fosfolipidlerin yaklaşık %10’u yenilenir. Bu yenilenme sürecinde Vectomega önemli bir destek sağlayacak özelliklere sahiptir.
Şimdi bu fosfolipidlere, Vectomega’daki miktarı (%) ve işlevleri / etkileri açısından bir göz atacak olursak:
Fosfatidilkolin veya Marin lesitin (PC): Vectomega’daki miktarı % 68 - Büyüme ve hücresel farklılaşma[1] veya yenilenmesinde rol oynar. DHA’nın kalp kasına girmesine yardımcı olur. Mitokondrileri[2] oksidatif hasardan koruyarak işitsel ve optik yaşlanmayı azaltır. Karaciğerin yağlanmasını azaltır.
Fosfatidiletanolamin (PE) : Vectomega’daki miktarı % 11 - Fosfatidilkolin ile birlikte sinir hücrelerinin (myelin) koruyucu kılıfının yapımı ile beyin ve omurilik yapısında yer alan, sinirsel iletide önemli rolü olan hücrelerin (Astrocyte) gelişmesine yardımcı olur.
Fosfatidilserin (PS) : Vectomega’daki miktarı % 9 - Tüm membranlarda en yaygın bulunan fosfolipid olup, beynin özellikle hipokampus bölgesini iskemik[3] ataklardan veya Alzheimer hastalığından korur.
Fosfatidilinositol (PI) : Vectomega’daki miktarı % 5 - Hücresel kalsiyumun düzenlenmesinde rol oynar. Saplantılı – zorlanımlı bozukluk (Obsesif ve kompusif bozukluk), panik ataklar, depresyon, manik depresyon ve Alzheimer hastalığında etkisi olduğu gösterilmiştir.
Sfingomiyelin (SPH) : Vectomega’daki miktarı % 5 - En çok sinir hücrelerinin (myelin) koruyucu kılıfında bulunur. Hücrelerin programlanmış ölüm süreci üzerine etkisi (pro-apoptotik etki) dolayısıyla koroner kalp hastalığı ve kolon kanseri riskini azaltır.
[1] Hücrelerin olgunlaşması veya temel işlevlerini yerine getirebilmeleri için belirli yönde geçirdikleri bir dizi değişiklik.
[2] Hücrenin ihtiyacı olan enerjinin üretildiği yapı.
[3] Lokal kan dolaşımının kesilmesi ve oksijensiz kalmak.
NUTRI-THEMA 7
21 Mayıs 2009 Perşembe
Vectomega’nın gebelik ve menopoz dönemlerinde kullanımının yararı var mıdır?
Yapılan bir araştırmada, gebeliğinin son üç ayında omega 3 alan annelerin bebeklerinde görme duyusu, idrak ve el becerilerinin çok gelişmiş olduğu görülmüştür (ScienceDaily).
Ayrıca, gebelik döneminde depresyon tanısı konulmuş anne adaylarında omega 3 kullanımının depresyon semptomlarının azaldığına dair bulgular da vardır (Kaynak: Journal of Psychiatry - 2008)
Gebelikte omega-3 kullanımının erken doğum riskini azalttığı da gösterilmiştir.
Menopoz döneminde omega-3 kullanımının meme kanseri ve kardiyovasküler hastalık risklerini azaltma üzerine de etkisi bulunmaktadır.
Vectomega, omega-3 ailesinden uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerini dokulara yüksek oranda taşıyan ilk besinsel destektir.
Vectomega, tablet formuyla omega-3 yağ asitleri, fosfolipid ve peptid hidrolizat içerir ve omega-3’ü dokulara taşıyarak vücudun omega-6 / omega-3 oranını düzenler.
Vectomega, vücuda alındıktan sonra omega-3’ü dokulara vektörizasyon yöntemiyle taşır: Vectomega, DHA/EPA taşıyıcısı olarak fosfolipidleri kullanır, bu sayede biyoyararlanımı diğer omega-3 ürünlerine göre daha yüksektir. Ayrıca fosfolipidler omega-3’ün havayla temas edip okside olmasını da engeller.
